OBEZİTENİN SEKTÖRDEKİ YERİ…

Obezite ve Sistemin İşleyişi

Günümüzde insanlar,  mevcut diyet ve zayıflama programları ile 3-5 kilo verip,  5-10 kilo aldıklarında, giderek artan bir oranla bu geri dönüşü olmayan çıkmazın içinde,  başka bir deyişle sistemin sür-git çarkının dişlileri arasında yer alacaklar. Her seferinde farklı arayışlarla,  olanakları dahilinde, sistemdeki yerini almış ama hiçbir işe yaramayan, düzenin kaçınılmaz kısır döngüsüne kendilerini kaptıracaklardır. İşte bu noktada deyim yerinde ise sisteme çomak sokmuş biri olarak, benim farklı çalışmalarımı engellemeye çalışan ve görmezden gelerek devamlı çözüm yerine çözümsüzlük üreten kişiler elbette olacaktır. Bence bu yaklaşımı benimseyen kişiler, tüm imkanlarını kullanarak beden ve ruh sağlıklarını kazanmak için zayıflamaya çalışan kilolu insanlara, ihanet etmektedirler.

Bizler bunu ZAYIF-LAT-MA-MA ya yönelik  “EN YÜKSEK KARI ELDE ETME ÇABASI” yani “KOMPLO TEORİSİ” olarak görmekteyiz.

 Yazıma basın dünyasının değerli köşe yazarlarından Sn. Çetin Altan’ın bir yazısından alıntı yaparak devam etmek istiyorum.

Sayın ALTAN “ Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı” başlıklı köşe yazısında, ne kadar da güzel ifade etmiş, aslında diyet ve zayıflama sektörünün içinde bulunduğu kısırdöngüyü. İşte onun cümleleri ve bizim içine acımasızca itildiğimiz gerçekler…

“Doktorum diye ortaya çıkıp da, hastalık sürdükçe ve koydukları yanlış teşhis sonucu hastaları öldürdükçe, kendilerine duyulan ihtiyacın daha da artacağına inananların“ olduğu bir düzende,  amaç kişileri ne kadar zayıflatmak,  doğru ve uygulanabilir gerçekleri gün yüzüne çıkartmak için ne kadar çaba harçanabilir ki!!!   “ Günümüzde hala Değişik teşhislerde ısrar eden kişilerin,  alacağı tutuma bağlı olarak”  obezitenin geleceği belli olacaktır.

Sayın Çetin Altan’ın da ifade ettiği gibi, “DOKTOR GEÇİNMENİN GETİRİSİ, HASTALIĞIN  İYİLEŞMEMESİNE BAĞLIDIR.”

Bu çok iddialı ve vurucu söz kesinlikle bizim konumumuz ve obezite de geldiğimiz noktayı beklide bütün çıplaklığı ile ortaya seren bir gözlemdir.

Bunun çok ağır ve gerçeküstü bir yargı olduğunu düşünenler için belirtmem gerekir ki; sistemin kendi içinde yarattığı bu kısırdöngü bilimsel gerçekmiş gibi dayatılan, bilimden uzak yöntemlerle ve içinden çıkılmaz hesaplamalarla bu çarkı tetikleyenler için söylenecek tek bir şey var. Dayatmacı diyet programları ve bunların uzantısı, belki de yan sanayi sayılabilecek zayıflama kürleri ve benzer sonu olmayan tüm yöntemleri uygulatanlar, gençliğimizi, geleceğimizi, çocuklarımızı ve onların geleceklerini tehdit etmektedirler.

Sn. Doç.Dr. Osman Özsoy’un bir köşe yazısında yayınlamış olduğu araştırma sonuçları;  bizleri düşünmeye sevk eden ve  bilim insanlarını şaşkına çevirmeye yetecek niteliktedir.

Habere göre; ‘’İsrail’de 30 gün süren doktor eylemleri ölüm oranını % 50 azaltmış, Kolombiya’da süren 52 günlük doktor grevin de ise, ölüm oranı % 35 düşmüştür.  ABD’ de 5 hafta süren doktor grevleri ise,  sadece Los Angeles kentinde ölüm oranlarını % 18 azaltmış, grev bittiğinde ise ölümler % 20 artmıştır. 1961 de Kanada da yapılan 23 günlük doktor eylemlerinde ve dünyanın bir çok yerinde  de benzer olaylarda,  yaklaşık aynı sonuçlarla karşılaşılmaktadır. ‘’

İnsanlar; özellikle hastalık gibi kendilerini en zayıf ve korunaksız hissettikleri zamanlarda, profesyonel desteğe ve ilgiye daha fazla ihtiyaç duymaktadırlar. Ancak işin en kötü yanı da, bu en zor zamanlarında, en yüksek kar beklentileri ile sağlıkları hiçe sayılarak sadece birer müşteri gibi kabul görmeleridir.
Kendilerini ve hayatlarını bu işe adamış değerli tıp doktorlarının hak ettikleri yeri bulabilmeleri için, bu kutsal mesleği sadece gelirlerini artırmak için kullananların ayıklanması gereği doğru olandır.

Şişman nüfusun giderek artmasında; Obezite’nin sebepleri araştırılırken karşımıza çıkan en önemli ve en yaygın bulgulardan bir tanesi de, hastaların farklı hastalıkları ve değişik tedavi süreçleri nedeni ile kullandıkları ilaç ve çeşitli tıbbi yöntemlerin, insanları hızla şişmanlattığı, içinden çıkılamaz bir kaos yarattığıdır. Hastalığın teşhis edilip tedaviye geçildiği noktadan itibaren, başta obezite olmak üzere hormonel kaynaklı bir dolu başka hastalığa yol açabilecek ilaç tedavileri titizlikle incelenmelidir. Muadili olabilecek başka ilaçlar ve tedaviler göz önüne alınmadan  ve gerekli araştırmalar yapılmadan, en önemlisi de hasta bu konuda ciddi olarak uyarılmadan böyle bir uygulamaya geçmek son derece baştan savmacı bir yaklaşımdır.

Hastanın beden sağlığı, ruh sağlığı ile paralel bir yapı olup aralarındaki ilişki çok net ve keskindir. İlaç ve tedavi kaynaklı yan etkiler arasında OBEZİTE var ise, artık bu bir yan etki olmaktan çıkmıştır.  Tek başına,  diğer birçok hastalığa davetiye çıkaran büyük ve zorlu bir hastalıktır.
Obezitenin bilinen pek çok sebebinin yanında bu bahsedilen konu çok önemli olup, üzerinde ciddi olarak düşünülmeli ve sistem içinde ki inanılırlığı sorgulanmalıdır.
ilaçlar nedeniyle obez olmaya aday olanlarımızın  mesajları…

****İsim: GÜL     Şehir:    SAMSUN    Yaş:   27    Boy:  1.70   Kilo:  60
Öncelikle tebrikler. Nolur bana yardım et, kilolar yüzünden çıldıracağım.  Hastalık yüzünden kullandığım ilaçlardan dolayı aşırı kilo aldım ve psikolojim bozuldu,  zaten işsizim ve kafayı yiyecem.  Daha önceki kilom 53 idi ve zayıflamak istiyorum, rica etsem bana yardım eder misin?

****İsim: BUSE   Şehir:   İSTANBUL   Yaş: 34     Boy:  150    Kilo: 65  
5 yıl evvel 46 olan kilom şu an kullandığım kortizonlu ilaçlar sayesinde 65 ve egzersiz,  diyet ne yaparsam yapayım incelemiyorum. Hatta selüloitler bile oluşmaya başladı, sağlığıma kavuştum ama görüntüm beni  çıldırtıyor, yardımcı olabilir misiniz?

****İsim: ÖZLEM   Şehir:  İZMİR      Yaş: 35       Boy: 1.60     Kilo:  85
47 kg. ile hamile kaldım, 1993 yılında doğum yaptığımda 63 kg. idim ve bu fazlalıkları verebilmek için doktor kontrolünde çeşitli yöntemler kullanarak 10 yıl uğraştım, hiç sonuç alamadım ve 1- 1,5 yıl önce çok kısa sürede 22 kilo fazladan aldım. Şu an 85 kiloyum, bu arada geçen ay tiroid sorunum olduğunu da öğrendim, asla bu kiloları veremiyorum. Kilomun çoğu belden yukarı kısımda, psikolojim bitmiş durumda, ne yapacağımı artık bende bilmiyorum.

****İsim: SENİHA   Şehir:  İSTANBUL     Yaş:33     Boy:1.65      Kilo: 85 
İyi günler, sitenizi inceledim ve artık zayıflamaktan umudumu kesmeye başladığım noktada bir umut oldunuz bana. Ben 33 yaşında 1.65 cm boyunda ve 85 kilo ağırlığında evli ve bir çocuk annesi bir bayanım. Kilolarımla kendimi bildim bileli savaştım. Herkes gibi ben de bir sürü yöntem denedim ve kilolarım hep bana geri döndü. Buna rağmen 70 kilonun üzerine çıkmamışken ve artık bu halimi kabullenmeye başlamışken bazı sağlık problemlerinden dolayı iki kez ameliyat, zor bir hamilelik, doğum ve akabinde ağır bir depresyon sonucu şimdiki halime geldim. Doğum sonrası yaşadığım depresyon sonucu kullandığım ilaçlarla 20 kilo birden aldım ve artık aynaya bakamıyorum. Daha önce iradeli bir insanken, ilaçlar yüzünden diyet yapamaz oldum. Hoş yapsam da sonuç değişmiyor. Biraz kilo ver, sonra hepsini al… Kısaca depresyon tedavim sona ermek üzere ama ben kendimi tekrar uçurumun kıyısında hissediyorum… İnanılmaz mutsuzum…

****İsim: ÖYKÜ   Şehir:İSTANBUL         Yaş:28   Boy:1.65      Kilo: 78,5
13 yaşındayken Kalp Romatizması geçirmiştim. Ve bu sebeple uzun süre kortizon tedavisi gördüm. O yıllarda herhangi bir perhiz uygulamadığım için aşırı kilo aldım ve şu anda hala veremediğim bu kilolarla savaşıyorum. Ama yaş ilerledikçe yenik düşmeye başladım verdiğim savaşta…

****İsim: ASUMAN   Şehir:  İSTANBUL  Yaş: 26  Boy: 1.68  Kilo:  95
Zayıflamak istiyorum. 26 yaşında bir bayanım ve çalışıyorum. Benim kilo sorunum 18 yaşından sonra başladı. O zaman 5-6 kilo fazlam vardı. Ama yaptığım hatalı diyetler sonrası üstüne katlayarak kilo aldım. Birçok zayıflama yöntemini denedim, duyduğum her şeyi uyguladım. Amacım kısa sürede zayıflamaktı. Bu düşüncemden dolayı birçok yöntem uyguladım.  Bitkisel çaylar, ilaçlar, şok diyetler, akupunktur, herbalife, aloevera gibi. Tabiki uyguladığım programlarda başarısız oldum. Biraz kilo veriyorsun sonra hızlı bir şekilde tekrar üzerine katlayarak kilo alıyorsun. Artık kendimden nefret eder oldum. Psikolojim de altüst oldu. Başarıya hiçbir zaman ulaşamadım. Sosyal ilişkilerim, yaşamım olumsuz geçti hep. Beynimde hep zayıflama düşüncesi var ama bir türlü başaramıyorum. Hiçbir zaman ideal kiloma ulaşamayacağım diye düşünüyorum.

Her şeyi zayıflamaya endekslediğimden dolayı hayatım hep mutsuz geçmiştir ve kilo alıp verirken toplumdaki insanların size bakış açısı da değişiyor, acıyarak bakıyorlar. Bana ifade eden yok ama bunu hissediyorsun ve onlarla iletişim kurmak istemiyorsun kaçıyorsun. Sonuçta asosyal biri oluyorsun. Yani obezite kesinlikle insanı fiziksel ve ruhsal yönden çökertiyor. Dengeli ve sağlıklı beslenmeyle ilgili her şeyi biliyorum. Ama uygulaması çok zor obez biri için, yapamıyorum, sağlığımı kaybetmeden, diyet yapma psikolojisine girmeden,  ideal kiloma ulaşmak istiyorum ve tekrar kilo almak istemiyorum.

****İsim: AYLİN   Şehir:İSTANBUL         Yaş:33   Boy:1.70    Kilo: 90
Artık zayıflamak istiyorum. Daha önceden çok zayıftım, aldığım ilaçlar sonucu çok kilo alarak şişman bir bayan oldum. Bu halimden hiç memnun değilim. Ama kilo veremiyorum. Bana yardımcı olacağınıza inanıyorum. Şimdiden teşekkürler.

****İsim: SENEM   Şehir:  SAMSUN         Yaş: 22   Boy:1.67    Kilo: 67
23 mayıs 1984 samsun doğumluyum, özel bir şirkette muhasebe elemanı olarak çalışıyorum 3 kardeşiz annem ve babamla yaşıyorum. Ailem kilo vermem konusunda her zaman yanımda oldu inanın bu iş için harcadığım paralarla bir araba alabilirdim. sürekli ilaç içmekten bıktım gerçekten artık kesin bi çözüm arıyorum. Ayrıca aşık olduğum ve ben kilolu olduğum için 52 kiloya in sana arkadaşlık teklif edeceğim diye bana şart koşan adama artık bir ders vermek istiyorum .

****İsim: DİLARA   Şehir: İZMİR       Yaş:49    Boy:1.62    Kilo: 95
Halil bey, yıllardır şişmanım ama artık hasta bir obez bayanım. Çok sıkıntım var. Trioid,  hipertansiyon,  taşikardi,  safra taşı,  romatizma,  mitral kapak hastalığı, tıp2 diabet,  yüksek kolestrol,  ilaçlarım birbirini tetikliyor. Çarpıntı nedeni ile spor aktivitesi  yasak.  xxxx bile kullandım.  Al ver al ver, çok bıktım.  Menopoz şikayetlerim de  başladı. Sağlıklı zayıf olmak, her istediğim kıyafeti yıllar sonra da olsa giymek istiyorum. Psikolojik yardım da almak zorundayım. Bana yardım edebilir misiniz lütfen?

****İsim: ESİN    Şehir: AYDIN     Yaş:27     Boy:1.68     Kilo: 95 
Daha önceleri 65 kilo idim. Sonra boğazımdan ameliyat oldum (Tiroit bezesi) ve iki ay zarfında 30 kilo aldım. Hayatım iğrenç bir hal aldı.

****İsim: EZGİ  Şehir: ANKARA     Yaş:30  Boy:1.65  Kilo: 70
Hormon bozukluğu ve serum nedeniyle çok kilo aldım. Zayıflamak istiyorum. Lütfen bana yardımcı olun..

****İsim: ÜMRAN  Şehir: ADANA    Yaş:35  Boy:1.58  Kilo: 75
Merhaba yaklaşık 4 yıldır evliyim. 57 kilodan iki ay içinde, doğum kontrol hapları kullandığım için 78 kiloya çıktım. Ve inanın kendimden iğrenmeye başladım. Bir an önce eski halime,  hatta 54 kiloya düşmem lazım,  yardımınız gerekli.

Doktor hasta ilişkisi, farklı mesleklerle kıyaslanamayacak kadar önemli ve hassastır.  Doktorlar hastalarını bir insan olarak,  tüm gereksinimlerini göz önüne alıp, duygusal, sosyal, ruhsal ve psikolojik durumları ile dikkate almak zorundadırlar. Ve mevcut hastalığı tedavi ederken daha ciddi psikolojik travma ve sarsıntılara sebebiyet vermemek için durumu çok iyi analiz etmelidirler.

Tıp; içinde insanlık üzerine yemin edilen tek meslek olup, kutsallığı asla göz ardı edilmemelidir.

EN YÜKSEK KARI ELDE ETME TEORİSİNDE SEKTÖR ÖRNEKLERİ

Burada şişmanlama ve zayıflamaya yönelik dev bir sektörün nasıl işlediğine ilişkin yorumlar ve örneklerimiz olacak.  Ama belki de en çarpıcısı,  bu konu ile ilgili sizlerden gelen mesajların gerçekliği olacak. Gerçek, yalın, iç acıtan,  ama her mesajı eklemenin mümkün olmadığı kadar da çok insanı içinde barındıran ortak bir dram bu.

Sorgulamamız gereken ilk konu, üzerimizden tonla para kazanan gıda tacirlerinin kar paylarını yükseltebilmek için bize daha fazla nasıl yüklenebildikleridir.

Besin ve besleyici değeri çok az ama kalori-yağ-şeker dengesi ve açlık hissini tetikleme güdüsü çok yüksek olan bu gıdaları tüketerek gittikçe genişleyen,  doğru bir benzetme ile çığ gibi büyüyen bedenler yaratıyorlar. Bu satış pazarının birinci basamağıdır. Sonrasında, bu defa da şişmanlayan bedenlerimizi zayıflatma vaadi ile diyet ürünler adı altında,  pazarın ikinci basamağına doğru itiyorlar bizleri.

Dünya ekonomisinde en büyük pazar payı her zaman gıda sektörünün olmuştur ve diyet ürünler de bu pazarın son yıllardaki en gözde ve en çok tüketilen alt sektörüdür. Bu durum, sadece gıda sektörünü etkilemiş olsa belki dur diyebilecek benim gibi insanların seslerini duyurmaları bir nebze daha kolay olurdu. Ama etkilenen yan sektörler de,  dünya pazarının önde gelen sektörlerinden olduğu için hepsi birbirlerini destekleyen aynı zincirin parçaları olarak kalacaklardır.  Çok basit bir örnekle bu pazarın nasıl işlediğine bir göz atalım.  Şişmanlığın nasıl karlı bir ekonomi yarattığını görelim ve sonrasında tekrar, neden gerçek çözüm için yeteri kadar ilerleme sağlanamadığını değerlendirelim.

GIDA SEKTÖRÜ:

Bugünkü beslenme alışkanlıklarımızdan dolayı aldığımız gıdalardaki besleyici değerin yüzyıl önceki insanların tükettiği doğal gıdalardaki besleyici değerin % 10’undan daha az olduğunu yapılan araştırmalar ortaya koymaktadır. Günümüzde besin değeri az,  kalori değeri çok yüksek besinler ve özellikle;  sürekli vurguladığım gibi beyinde delirircesine açlık hissi oluşturan bilinçli, alışkanlık yapan kimyasal içerikli gıdalarla yaşıyoruz.
Alıyoruz, tüketiyoruz, genişliyoruz.
Diyet ürünler mucizesi piyasaya sürülüyor.
Alıyoruz, tüketiyoruz, hala genişliyoruz.
0 (sıfır) kalori değerli, yapay tatlandırıcılı, ikinci grup diyet ürünler piyasaya sürülüyor.
Alıyoruz, tüketiyoruz, genişlemiyoruz. (Çünkü artık genişlik,  küçük bir ölçü olarak kaldı ve biz direkt olarak şişmanladık. )

Şimdi; sizin de kafanızda yedikçe acıkan,  acıktıkça yiyen bir kısırdöngü içinde bize aynı gıdaları farklı amaçlarla bir kaç  kez satmışlar gibi bir düşünce oluşmadı mı?

İşte gıda sektörünün güçlü etkisi ve sizlerin mesajları…

****İsim: AZRA    Şehir: İSTANBUL    Yaş:27      Boy:1.64    Kilo: 85
Kabul ediyorum ve itiraf ediyorum. Ben yiyeceklere karşı irade gösteremiyorum. Bir markete ya da restorana gittiğimde, en güzel görünenleri, en çok iştah açanları,  hemen hemen herşeyi tadarak yemek istiyorum.  Bazen öyle alışverişler yapmış oluyorum ki,  hepsini bir oturuş da ben bile yiyemiyorum. Ama hepsi de alırken,  o kadar çok al beni diyorlar ki alıyorum.  Sonra da bana,  ye beni demişler gibi geliyor işte. Kendime böyle güldüğüme bakmayın.  Kendimi önlemek istiyorum ve zayıflamak tabi ki…

****İsim: MAHMUT     Şehir: MARAŞ    Yaş:22  Boy:1.73  Kilo: 93
Vaktimin çoğunu işte ve evde televizyon karşısında geçiriyorum. Doğal olarak durmadan abur cubur bir şeyler yemek istiyo canım. Bunların beni şişmanlattığını bende biliyorum elbette. Madem o kadar çok şişmanlatıyorlar neden bakkalda bile en ön sıraya koyuyorlar? Ekmek almak için arka tarafa gitmem gerekiyor ama cipsleri her zaman en önde bulabiliyorum. Bunun mazeret olmadığını biliyorum ama bu abur cuburların yerine bir şeyler çıkarsınlar o zaman,

Gıda sektörü biz ne kadar şişmanlamışsak o kadar şişmanlamış ve doymuş olduğundan,  alt sektörlerine hayat vermeye başlıyor.  Nasıl mı ?

TEKSTİL SEKTÖRÜ:

Maddi imkanlarımız az yada çok olmuş fark etmez; gıdadan sonra gelen en büyük sektörlerden birisi de tekstildir. Biz sadece konumuzla ilgili olan kısımlarına değineceğimiz için elbette giyinmekten bahsedeceğiz. Şu an ihtiyacınız olan ya da var olan fark etmez; olması gereken kıyafetlerinizi bir düşünün. Ve bütün bunların ideal beden ölçüleriniz de olduğunu varsayalım. Yani hiç bir şeyiniz olmasa bile almanız gereken kıyafetler ya da diğer tekstil ürünleri mevcut vücudunuza, dolayısı ile kilonuza göre olacaktır. Ancak siz devamlı beden değişikliği yaşayarak ve her geçen gün genişleyen, arada bir zayıflayıp sonra daha fazlasını alarak tekrar genişleyen bedeninizle küçük ya da büyük olmuş fark etmez, farklı bedenlerde bir gardırop dolusu giyeceğe sahip olacaksınız.  Yani;

36 ya da 38 beden=Alıyoruz, giyiyoruz ve mutluyuz.
(Her kıyafetimiz birbiri ile uyumlu ve belki de renk renk giyiniyoruz.  )

40 ya da 42 beden=Bir şey almak istemiyoruz,  olanları genişletip idare etmek istiyoruz, mutluymuş gibi yapıyoruz.
(Yine de zayıflamak adına farklı arayışlara başladık bile.)

44 ya da 46 beden=Mecburen yeniden alıyoruz, zayıf gösteren mucize kıyafetler olduğunu öğreniyoruz, daha çok alıyoruz.
(Mutluymuş gibi yapmaya devam etmek istediğimizden emin değiliz.)

48 ya da 50 beden=Zayıf gösteren mucize kıyafetler hiç bitmiyor ve nedense küçük bedenlere göre 4 kat daha pahalı olmaya başlıyorlar. Ama mecburen gene alıyoruz. Artık mutsuz olmak da görünmekte fark etmiyor.
(Ve bunu kimseye anlatamadığımız bir sürece girmeye başlıyoruz.)

52 ve yukarıya doğru her beden=Şişman olduğumuzu kabul ederek hala farklı arayışlarda bulunsak da sonucu değiştirmek mümkün olmadığından pes etmeye başlıyoruz. Birçok beden ölçüsünü içeren, geniş bir gardırobumuz oluyor ve tekstil sektörü de bir sonraki atağına kadar yeterince doymuş olarak bir süre için geri çekiliyor. (Kafanızda yeniden,  aynı ürünü değişik bedenlerde,  birkaç kez satın almış olduğunuz hissi oluştu değil mi?)

Ya bir de uygun kıyafet bulamamak kabusu yaşıyorsanız… Daha siz merhaba diyemeden ‘’size göre büyük bedenimiz yok’’ diyen, ama küçük beyin problemi çekmedikleri belli tezgahtarlarla yaşadığınız, korkunç alıcı-satıcı diyaloglarına ne demeli?

İşte sizlerden gelen mesajlarla, bir peri dokunuşu ile zayıflayarak, giyinmenin de ‘’Sindrella’’  tadında olacağı beklenti dolu özlemler…

****İsim: GAMZE    Şehir: İZMİR         Yaş: 28       Boy:  166     Kilo: 76
Merhaba herkese, benim gibi kilolarını sevmeyen herkese merhaba. İtiraf etmeliyim ki çevremdeki insanlara,  kilolarımdan mennunmuşum  gibi görünmekten bıktım. Giydiğim kıyafetlerin hep büyük bedenlerini aramaktan ve mağazada bunun bir büyüğü var mı diye sormaktan bıktım. Artık yeter demek istiyorum şişmanlığa, küçük beden kıyafetler giymek istiyorum. Yani itiraf ediyorum ki artık kilolarımdan mennunum oyununu oynamaktan bıktımmmmmmmmmmmm.

****İsim: SALİHA   Şehir: iSTANBUL      Yaş:30  Boy:1.58  Kilo: 70

Herkesin, eşimin bile bana ne kadar kilo almışsın demesinden bıktım. Senelerdir ya kilo almakla, ya vermeye çalışmakla geçti ömrüm. Elbiselerimi giyemediğim için, milletin bana külkedisi,  pasaklı demelerinden de bıktım. En önemli tarafı,  polikistik over sendromum var ve çocuğumun olması için en az 5 kilo vermem gerekiyormuş. Bana yardımcı olursanız gerçekten çok sevinirim. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum, sevgiler….

****İsim:  MÜGE     Şehir: RİZE         Yaş:17     Boy:1.60     Kilo: 60
Aslında kilom size çok fazla birşey gibi gözükmese de fiziken abartı olarak göze çarpıyor. Belden aşagım kilo almıyor, sadece göbek, omuzlarım ve yüzüm çok kilolu gözüküyor. Ben yaşıtlarım gibi incecik olmak ve her tür badiye rahatlıkla girmek istiyorum. Lütfen bana yardım edin,  ideal kiloma tekrar nasıl dönebilirim? Eskiden 49 kiloydum, kilo aldıktan sonra bir daha eski kiloma kavuşamadım. Benim için tavsiye ve önerilerinizi bekliyorum.  Ben yeniden giyinebilmek istiyorummmmm.

****İsim: AŞKIN  Şehir: İSTANBUL     Yaş:24     Boy:1.73   Kilo: 75
Zayıflamak istiyorum ama hem de kısa bir sürede, çünkü gelinlik giycem yardım edin.

****İsim: ORHAN    Şehir: İZMİT        Yaş:18      Boy:1.75    Kilo: 73
Zayıflamak istiyorum, lütfen bana yardımcı olun. Aynaya bakmaya utanıyorum.  Yaşımdan büyük görünmeme sebep oluyo, 25 gibi gösteriyormuşum öyle diyorlar.  Psikolojim bozuluyo valla.  Bişey giydiğimde kaba etlerim ve göbegim sarkıyor bu da beni rahatsız ediyor.

****İsim: SEVDA  Şehir: İSTANBUL   Yaş:18  Boy:1.61 Kilo: 75
Ben 18 yaşında, üniversite 2. sınıf öğrencisiyim. Kilolarım yüzünden ne arkadaş çevrem var,  ne de bir dostum. Kilolarım yüzünden kimseyle konuşmuyorum,  herkese kötü davranıyorum. Ben kendimi bildim bileli bu böyle. İntihara bile kalkıştım ama olmadı, 3 seferde de kurtuldum. Sizi arkadaşım tavsiye etti. Ne olur bana yardım edin. Fazla bir şey değil vereceğim kilo,  ama rejim yapmaya bile utanıyorum. Zaten balık etliyim  ben,  pantolon giyince üstünü örtecek uzun birşey giymek istemiyorum artık.

****İsim: AYÇA  Şehir:   MUĞLA      Yaş:  16   Boy: 153     Kilo:  68  
Halil abi merhaba, senin sayende zayıflayan insanların hikayelerini okudum ve çok etkilendim. Ben küçüklüğümden beri şişmanım, bir türlü zayıflayamıyorum, özellikle bacaklarım çok kalın, hayatımda hiç etek giyemedim, okuldan nefret ediyordum etek giyildiği için. Ne yapmam gerekiyor bilmiyorum. Ne olur bana da yardım edin.

****İsim: AHMET  Şehir: ANKARA     Yaş:  16  Boy:1.70    Kilo:82  
Halil abi lütfen bana yardım et,  herkes zayıf ve güzel giysiler giyiyor ben onları görünce kıskanıyorum. Kızlarla ise konuşamıyorum bile, konuşsam bile benle dalga geçiyorlar.

****İsim:  AYŞE  Şehir: İSTANBUL       Yaş:  24     Boy: 159    Kilo: 73  
Ben kendimi bildiğimden beri kiloluyum ve artık pes ettim denemelerime. Olduğum yerde sayıyorum. Yakında düğünüm var ama o beyaz gelinliğin içinde nasıl olacağım diye düşünmekten kabusa döndü hayatım. Bana yardımcı olursanız, bu kabusumu pembe bir rüyaya çevirebilmem için, inanın çok çok mutlu olurum.

****İsim: BERNA  Şehir:  KAYSERİ     Yaş: 31     Boy: 156     Kilo: 80 
2 Yaşımdan beri kiloluyum. Her sene 1-2 kilo daha alarak bugüne geldim. Artık yaşamak bile istemez haldeyim. Dışarı çıkmak sadece işten ibaret, bol siyah giysilerimi parçalamak istiyorum.

****İsim: SEZEN  Şehir:  AYDIN         Yaş: 29       Boy: 163     Kilo:  84 
Zayıflamalıyım, istiyorum. Artık bikini giymek istiyorum, ağır abla takılmak istemiyorum. “Aaaa bu Sezen’miydi,  neydi ne olmuş’’  denmesini istemiyorum artık. Hele ne çabuk kocamışsın denilmesinden nefret ediyorum. Komşularımın hemen hemen hepsi zayıf manken gibiler ve bakımlılar. Hepsinden küçüğüm ama büyükmüşüm gibi duruyorum.

****İsim: MERVE  Şehir:   İSTANBUL   Yaş: 18     Boy: 169     Kilo: 68 
Yaa,  ben de artık o hava atan güzel kıyafetler içinde duran kızlardan biri olmak istiyorum. Çok şey mi istiyorum????

****İsim: BİLLUR    Şehir:  İSTANBUL    Yaş:   15     Boy: 156     Kilo: 74 
Yapamıyorum, yüzlerce kez denedim. Tamam işte bu sefer olacak dedim,  olmadı.  Hep kilomun üstüne daha da ekledim. Hiç  bu kadar kilolu olmamıştım, çok mutsuzum. Gerçekten çok çaresizim, yıllardır kiloluyum. Hayatımda zayıflığı hiç tatmadım. Artık diğerleri gibi olmak istiyorum. Şişmanlık psikolojimi o kadar bozuyor ki,  hergün ağlıyorum,  dışarı adım atmak istemiyorum. Ve çoğu zaman kendime zarar veriyorum. Diyetisyen kontrolünde geçen sene 10 kilo civarında kilo verdim ama artık onları da çoktan geri almış durumdayım. Hala çok şişmanım, aynaya bakınca ağlayıp isyan etmeye başlıyorum. Ne yapmalıyım bilmiyorum. Bu sene OKS sınavına gireceğim,  spora bile vaktim yok. Ama 4  ay sonra mezuniyetim var o zamana kadar fazlalıklarımdan kurtulmak ve elbisenin içinde kusursuz bir melek gibi görünmek istiyorum. Ne gerekiyorsa yapmaya hazırım yeter ki kısa zamanda ideal kiloma kavuşayım ve liseye şişman bir kız olarak başlamayayım.

****İsim: YELDA  Şehir: ANTALYA         Yaş: 16       Boy:  1.58        Kilo:53  
Selam, ben aslında kendimle çok barışık bir insanımdır. Ancak yaz geliyor ve arkadaşlarla yüzmeye gittiğimizde kıyafetimi çıkaramadım göbeğim yüzünden. Bacakları geçtim boyum kısa falan diye ama bu göbeğim beni çok rahatsız ediyor.

  ****İsim: MERİÇ  Ülke: ALMANYA         Yaş: 28       Boy:  1.67       Kilo:85
Selam.  Ben 2003 yılında 53 kiloydum, daha sonra hızlı bir şeklide kilo almaya başladım. Özellikle ÖSS zamanında ve psikolojik sorunlar sonunda 2 yıl içinde 63 kilodan 85’e çıktım. Resmen hayata  küstüm. Kıyafet giyemiyorum. Eski kıyafetlerime bakıp ağlıyorum.  Üstüne üstlük benim 1 Haziran’a kadar 85 kilodan 60-65 kiloya inmem lazım. Sevgilim şart koştu, lütfen yardım edin!!!! Şu an xxxx diyeti yapıyorum, acilen yardım edin!!!!!!

****İsim: SİNEM  Şehir:  İSTAMBUL     Yaş: 23       Boy: 152   Kilo:  65  
Üniversiteye başlarken 50 kiloydum. Hukuk okumak oldukça zor, stres artıyor derslerin ve sınavların zorluğu ayrı. İlk yıl 65 kiloya kadar çıktım, bir daha da veremedim. Şimdi işe başladım ama istediğimi giyemiyorum. Bedenime göre kıyafet bulamıyorum. Bunu da geçtim, nefes almakta bile zorlanıyorum. Geçici değil kalıcı olarak zayıflamak istiyorum. Kilolu olmak yaşarken ölmek gibi….

Şimdi de diğer kardeş sektörlerin eline düşme zamanı.  Bunun sonu hiçbir zaman bitmeyecek gibi değil mi ???

KOZMETİK SEKTÖRÜ:

Eskiden sadece güzel parfümler, kişisel bakım ve temizlik ürünleri alarak içinde bulunduğumuz bu sektör bakalım bize neler hazırlamış.  Kilo aldıkça,  şişmanladıkça birden bire fark  ediyoruz ki; ne çok zayıflama kremi, losyonu ve benzer altyapılı ürün  varmış da haberimiz yokmuş. Önce hesaplı gidiyoruz, makul fiyatlı olan, aklımıza yatan,  küçük hacimli ürünleri alarak başlıyoruz.

Kilomuzda azalma ya da bedenimizde incelme göremeyince yanlış yaptık diyoruz.  Gidip, biraz daha etkili, biraz daha pahalı, orta ölçekli ne varsa toplamaya başlıyoruz. Sonuçta yine ayaklarımızın altında terazi, elimizde vücudumuzun muhtelif bölgelerini ölçmekte kullandığımız mezura ile kala kalıyoruz. Suçu hep kendimizde buluyoruz. Gene olmadı deyip,  bu defa en mucize ve en pahalı olanları alıyoruz,  gücümüzün yettiği ölçüde.  Aynen tekstilde olduğu gibi, nedense biz çaresizleştikçe her sektör daha pahalı olmaya başlıyor sanki.  Sonunda terazi ve mezura,  tartmaktan ve ölçmekten istifa ediyorlar.

Siz de;  yine ve yine, bu sektördeki farklı markalarda olan ama aynı içerikli ve hiçbir işe yaramayan ürünleri,  birkaç kez daha almış olduğunuz hissine kapıldınız değil mi?

İşte bunları bizlerle paylaşan  arkadaşlardan  örnek mesajlarımız….

****İsim: FATOŞ  Şehir: İSTANBUL      Yaş: 19    Boy:   154    Kilo: 60  
Ben 19 yaşındayım. Kilom boyuma göre çok fazla değil ama basenlerim çok geniş. Ne yapsam da, ne kadar yemesem de eritemiyorum. Basenleri eriten inceltici kremlerden kullanıyorum ama ben hiç bir incelme göremedim. Bir kaç markanın farklı kremlerini denedim,  hatta masajla etkili olanları da aldım kullandım. Son çare olarak ameliyat olmayı düşünüyorum…

****İsim: TÜLİN  Şehir: İSTANBUL       Yaş: 38     Boy: 162    Kilo: 73 
Benim merak ettiğim bölgesel zayıflama ile ilgili bir çalışmanız var mı? Karın ve kalçaları inceltmek için ne yapmak gerekiyor? Spor ya da zayıflama kremleri demeyin lütfen. Çünkü kullanmadığım bir ürün kalmadı gibi bir şey. Yağ aldırma operasyonlarında da, daha sonra başka yerlerimizden şişmanlayabileceğimiz söyleniyor o yüzden cesaret edemiyorum.  Ama bu halimden de nefret ediyorum….

****İsim: SEVİM  Şehir:   SAKARYA    Yaş:   26    Boy: 158     Kilo: 61 
Geçen sene 5 kilo fazlam vardı. Yemeklerimi kısmadan, spor yapmadan inceleceğime inandığımdan masajla zayıflatan kremler kürüne katıldım. Git-gel, haftalar sonra anladım ki sadece masaj yapan zayıflıyor. Tabiki bir de dünyanın parasını vererek,  her seferinde bir tüp bitirmek zorunda olduğum kremleri aldığım için, cüzdanım da zayıfladı diyebiliriz. Ama ben artık buralara para kaptırmak istemiyorum.

Ve kendi kendimize diyoruz ki, “Bir dolu zayıflama merkezi var, ben hata yaptım kesinlikle bunlara gitmeliydim.’’  Ve yollara düşüyoruz;

ZAYIFLAMA MERKEZLERİ:

 Eskiden, özellikle çocukluğumuzda çok sayıda kuaför salonu vardı. Geçmişte berber, şimdilerde kuaför demek bir şeyi değiştirmiyor. Hemen her sokakta bunlardan bir tane olurdu. Bu salonlar bayanlar için ağırlıklı olarak saçlar, erkekler için saç- sakal,  sürekli uzayan,  biçimlenmesi gereken ihtiyaçlara cevap verirdi. Yani sık tekrarlanan değişimlerin gereğidir, bu iş kolunda ki yaygınlığı açıklayan şey. Şimdilerde,  neredeyse her caddede ve belki de çok yakında her sokakta göreceğimiz, zayıflama salonları benzer hizmetleri veren güzellik merkezleri, bölgesel incelme tedavileri, pasif jimnastik yapılan yerler, yosunlar, otlarla  bin bir isimde zayıflattığını iddia eden,  bir dolu mucizeler evi  doldurdu yaşadığımız çevreyi.

Yani vücudumuzun da saçlar sakallar gibi,  sürekli değişen ölçülerde olduğu ve daha da olacağı, hatta olması gerektiği kabul görmeye başladı. Üstelik bu merkezler, şişmanlığın nasıl büyük bir çaresizlik olduğunun farkında olan ve bununla beslenen kurumlar olduğu için saç-sakal kestirmek gibi makul fiyatlarla alabileceğimiz hizmetler de sunmazlar. Zaten gıda,  tekstil ve kozmetik sektörlerine bir dolu harcama yapmış olan mutsuz ve şişman insan artık her şeyi gözden çıkaracak hale gelmiştir. Bu nedenle, bu sektör fiyatlarını dilediği gibi belirleyebiliyor ve soygunun külçe altın bölümünü oluşturuyor.

Bu işletmelerde de bir dolu ürün, makineler, kürler, paket programlarla karşılaşıyoruz. 3 kilo verip, 5- 10 kilo aldıktan ve artık iyice umutsuzlaştıktan sonra kendimize gene aynı soruyu soruyoruz. Evet, belki bu defa  hep aynı ürünü üç kez satmışlar gibi gelmiyor bize, ama çok kez,  başka başlıklar altında,  benzer ürün ve hizmetleri  almış olmuyor muyuz?

Her zaman  olması gerektiği gibi,  söz sırası bunları yaşayanlarda tabi ki…

****İsim: MELTEM  Şehir:  ANKARA     Yaş:  33   Boy:  168  Kilo:  88 
10 seneden bu yana kilo vermek için yapmadığım denemediğim bişi kalmadı. Diyetler, sonu gelmez spor yapma girişimleri, akapunkturlar ve daha niceleri. Ama en çok da bir dünya para bayıldığım çamur, yosun, parafin falan gibi saçmalıklarla uğraştığıma üzülüyorum. Bunların sadece ne olduğunu öğrenmeye gidersiniz , ama o kapıdan 10 seans satın almadan çıkamazsınız. Öyle mucize, öyle mucizedirler ki, vücudunuza  rahat elektrik verilsin  diye soğuk soğuk pad ler koyarlar, siz gıkınızı bile çıkarmazsınız. Bunca eziyete katlanırsınız, hayatta kilo veremezsiniz. ‘’Napalım biz incelme dedik,  kilo demedik’’  derler.  Hala eski kotunuza giremiyosunuzdur ama bi şekilde ölçerler,  biçerler şu kadar santim incelme var derler. Zaten çoğunlukla bu lakayt ve kandıran tavırdan sıkılır ve o 10 seansı asla tamamlayamazsınız. En azından benim yaşadıklarım böyle idi. Şimdi ne mi yapıyorum? 6 aydır hiçbir diyet programı denemedim. 2 kilo daha almışım)  ama üzülmüyorum diyet bir şeyler denese idim 2 değil en az 15 kilo alıcaktım biliyorum. Sadece içimde mucizeler bitmesin istiyorum ve doğru yöntemi ve yolları keşfetmek istiyorum.

Ve artık pes ediyoruz. Tekrar güvenebileceğimiz en önemli olguya, tıbba yönelmeye karar veriyoruz.

En kutsal meslektir bizi kurtaracak olan, kim bilir belki bu defa diyoruz.

TIBBIN TİCARİ SEKTÖRDEKİ YERİ:

Şimdi de başka sancılı bir süreç başlıyor bizim için. Diyetisyenler, beslenme uzmanları,  akupunktur gibi alternatif tıp uygulayan doktorlar ve daha bir sürü uzman doktorla geçecek uzun bir süreç. Bu noktada gerçekten çok uzun bir süre takılıp kalıyoruz. Çünkü tıp, insanların her zaman en çok saygı duydukları ve en çok güvendikleri bilim dalıdır. Ve belki de en az bilgi sahibi olduğumuz alan. O nedenle uzmanların söyleyeceği her şeye inanma eğilimimiz diğer alanlara göre hep daha fazladır.  Tüm diğer sektörlerde olduğu gibi burada da ağız birliği yapılmışçasına, çok ufak tefek şeylerin dışında tüm ekonomik, sosyal ve teknolojik değişimlere rağmen hep aynı şeyleri tekrarlayan uzmanlarla karşılaşıyoruz.

Konusunda eğitimlerini aldıkları uzun yıllar boyunca bile ilk öğrendikleri bilgilerin mezun olana kadar hızla değiştiğinin, hatta çoğunun geçerliliğinin bile kalmadığının farkında olmayan  bu kişilere inanmak istiyoruz. Yaşanan hızlı değişime rağmen, zayıflama konusunda söylemlerinin hep aynı olması biz de şüphe yaratmak yerine,  doğru olması inancını iyice kuvvetlendiriyor sanırım. Öyle çok diyet listesi,  öyle çok zayıflama önerisi alıyoruz ki, bu defa başarabileceğimize gerçekten inanıyoruz. Ve öyle çok kilolu insan var ki aldıkları listeler ve önerilerden sonra ben zaten bu kadar bile yemiyorum diyen.

Sonuçta normal kiloda  ve sağlıklı insanların uygulaması gereken  tavsiyeleri  obez hastalara da aynı mantıkla vererek, zayıflama süreçlerinde daha farklı yöntem ve içeriklere dikkat edilmesi gerektiğinin yeteri kadar farkına varamadan, dengeli ve sağlıklı beslenme adı altında “sık sık ye,  az ye kavramı” gibi daha fazla tüketime neden olan ve her gün mutlaka şu oranda, şu gıdalardan alman gerekiyor yoksa sağlıklı olamazsın diyen yaklaşımlar,  insanları zayıflatmak yerine ürkütmeye başlıyor.

Tüketim ekonomisine katkıda bulunmaktan başka eylemsel bir yanı olmayan bu tavsiyeler, ideal kilosundan 10 kilo, 20 kilo,  hatta 30- 40- 50 kilo fazlası  olan,  geçmişinde zaten sağlıksız ve yanlış beslenme alışkanlıklarından dolayı almış olduğu bu kiloları,  beraberinde getirdiği bir dolu hastalıkla birlikte taşıyan insanlara nasıl bir çözüm olabilir ki zaten?  Kilosu 120’lere, 130’lara çıkmış bir insana hala 12 dilim ekmek yedirmeye çalışarak, bunu tüketmelisin, yoksa karbonhidrat alamazsan şöyle tehlikeli sorunlar yaşar,  böyle hastalıklara yakalanırsın demek, günde 1 dilim ekmek bile yemeyeceksin, kurallı şok diyetlerden çok da faklı değildir aslında. Biri; ‘’rahat rahat ye,  zayıflayacaksın bak’’  odaklı,  sonu daha fazla kilo almakla sonuçlanan bir yöntem. Diğeri ‘’hiçbir şey yeme zayıflayacaksın bak odaklı’’  sonu daha da fazla kilo almakla sonuçlanan başka bir yöntem.

Hani halk arasında bir tabir vardır insanları dürüstçe itiraf etmeye çağıran  “şapkanı çıkar, önüne koy, bir de öyle konuş” derler. Sağlığınızı kaybedeceksiniz diyerek bizleri yanlış yönlendiren ve ideal kilosundaki insanların sağlıklarının devamını; mevcut kilolarını ve formlarını korumaya yönelik uygulamalar ve tavsiyelerle elbette bizi zayıflatmıyorlar. Üstelik durmadan akla çok uygun, bilinçli zayıflama, sağlıklı zayıflama gibi sözler döküldüğünü duymuşsunuzdur uzmanların ağzından.  Bunların aksini savunmak ne haddimize diye düşündürürler insanı.           İyi de, bunlar gerçekten etkili yöntemler ve söylemler olsa idi, günümüzde hızla devleşmeye doğru giden bir obezite salgınından  bahsetmek saçma olmaz mıydı?

Bizleri zayıflatmaya çalıştığını söyleyen ilgililer zaten bildiğinizi düşündüğünüz şeyleri,  bol tıbbi terimler ve yuvarlak ifadelerle tekrarlar ve topu yine size atarlar. Sistemden farklı düşünen, sistem içinde dönen çarka karşı koyan bazı doktor ve araştırmacı kişiler ise aykırı düşünce ve felsefeleri ile ilerleyen yıllarda teorilerini kabul etmek kaçınılmaz oluncaya kadar asla benimsenmemiş ve kabul görmemiş olanlardır.

Galileo’nun, bir cerrah olarak ‘’dünya yuvarlaktır’’ dediği için aforoz edildiği, Kimya’nın babası ismi verilen ve kimyaya teraziyi sokmakla  tecrübi ilimlere, yeni ve müspet bir çığır açan oksijenin isim babası Lavoisier’in  bile   döneminde buluşlarından rahatsız olan idareciler tarafından giyotinle idam edilmesi;  bu değerli insanları gözden çıkarmaya hazır sistemlerin ne kadar güçlü olduğunu ortaya koyuyor. Bir düşünürün dediği gibi “Lavoisier gibi bir beynin  başını vurmak bir saniye alırken, böyle bir beyni yeniden çıkartmak, var etmek, yüzyıllar alır.’’

Elbette ki bu değerli tıp bilginlerini her türlü yargının, ithamın ve eleştirinin dışında tutmak istiyorum. Yaşamlarını ilerlemeye ve insanlığa adamış bu insanlara söz söylemek kimsenin haddi olmayan bir saygısızlıktır. Genel içinde eriyip gitmeleri beklenen, asi sayılan ve fikirlerini sonuna kadar savunabilmiş bu değerli insanlar olmasaydı bugün ne tıp bilimi bu kadar ilerleyebilir ne de dünya dönüyor olurdu. Maalesef ki; günümüz dünyasına böyle insanlardan çok, onlara karşı koyan bağnaz, tutucu ve katı insanlarını taşıdık dünümüzden bugünümüze.
İnsanların refahı, sosyal yaşamı hatta sağlığı söz konusu olduğunda bile  insanlık adına değil, çıkar ilişkilerine dayalı sektörler oluşturulmasına izin verdik.

Bir noktadan sonra özellikle bizim için çok önemli olan, obeziteye bağlı bedensel ve psikolojik açmazlarımız söz konusu olduğunda, elbette ki yıllarını buna adamış değerli bilimcileri, saygıdeğer doktorları bunların dışında tutacağız. Ama sistemi körükleyen, büyüten, sadece çıkarları için kullananları ise ünvanlarına bakmaksızın sistemin bir parçası olarak kabul edeceğiz ve karşı koyacağız. Çünkü bizlerin, maalesef artık aynı yöntemleri milyon kez deneyip yanılacak kadar zamanı da yok,  maddi gücü de…

Kilo verme arayışımıza kaldığımız yerden devam edelim. Eğer hala ruh sağlımızı koruyabilmeyi başarıp, bu kez de zayıflama ve şişman görünme psikolojisini henüz kavrayamamış psikologların, psikiyatristlerin eline düşmeden, anti-depresan reçeteleri ile haşır neşir olmaktan kaçabildiysek,  tıbbın daha zor bir alanına ulaşmaya çalışırız. ‘’Estetik Cerrahi’’ Diğer alanlara göre,  daha da mucize bir yöntem olarak görünür gözümüze. Liposuction, yağ aldırma, mide küçültme, kesme-biçme,  bir dolu seçeneğimiz vardır artık. Banka kredileri,  ipotekler,  ev,  araba,  arsa satmak gibi,  yeni sektörümüzü doyuracak sağlam gelirlere gelmiştir sıra. Adı üzerinde; estetik düzeltme olan bu işlemleri masada 20 kilo bırakıp çıkabileceğimiz mucize yöntemler olarak görmek isteriz. Zaman zaman, bunların sadece birkaç kiloya yönelik,  çoğunlukla düzeltme amaçlı olduğunu duysak da genel ifade,  hep mucize bir şekilde zayıflayacağımızdır. Pek az doktor bunların şişmanlık tedavisi olamayacağını söylerken, büyük bir çoğunluk da başlangıç sayılabileceğini dayatmaya çalışır bizlere.

Sonuç da hatırı sayılır bir gelir kaybı ve son umutların da yitirilmesi ile bir tur daha yapmak üzere diğer sektörlere, yani en başa döneriz.

Bu bölümle ilgili mesajlarınızı, diğer konularda çok sık karşılaşacağınızı bildiğim için kısa tutmak istiyorum.

****İsim: ÖZLEM  Şehir:  ANKARA       Yaş: 47        Boy:  1.60        Kilo:  69
Merhabalar, kolay gelsin. Boyum 1,60 kütle ağırlığım 69- 70 civarında, kıskanç bir eş ile evliyim :)), emekliyim.  1994 senesinde 56 kilo ile hastaneye yattım, bel fıtığım nedeni ile 20 gün  direk bel bölgeme kortizon iğnesi tedavisi gördüm..20 gün sonra 67 kilo olarak hastaneden çıktım ve o günden beri bu kilonun altına inemiyorum… Diyetisyen kontrolünde kilo vermeye çalıştım, akapunktur yaptırdım olmadı. Çok kolay kilo alıyorum 74 kiloya kadar çıktığım oldu ve ancak 68- 69 kiloya kadar inebiliyorum, sonrası tıkanıklık… Kan tahlillerimde herhangi bir şey çıkmıyor… Sadece böbreküstü bezlerimde sorun çıktı, 6 aydır aldactone 100 mg kullanıyorum… 1995 senesinde rahimden ciddi miktarda kistik yapılar alındı o tarihten beri adet görmüyorum, hiçbir tedaviye de ihtiyaç duymadım…. 2000 senesinde karın yağlarımı (göbek fıtığı ameliyatım sırasında ) aldırdım. Vücudumdaki yağlanma kalça, üst bacak ve sırt bölgemde yoğunlaşmış durumda. Gittiğim hiçbir zayıflama merkezindeki aletlerin ve masajların faydasını görmedim. Yapabildiğim zamanlar sadece  (bel fıtığım nedeni ile ) 1- 1,5 saat kadar yürüyüş yapabiliyorum, artık oraya buraya zayıflamak için para saçmaktan bıktım ve tükendim. Kalbime ve bana ağır gelen ve beni hantallaştıran 10 kilodan  kurtulmak istiyorum… Saygılarımla.

****İsim: İZLEM   Şehir:  İSTANBUL    Yaş:  44    Boy:  1.60     Kilo: 80   
Ben mali müşavirlik şirketinde danışmanlık yapıyorum. 2 çocuğum var oğlum 21, kızım 16 yaşında. Bundan 6 sene öncesine kadar 59 kiloydum ve her şey yolundaydı. Boyum 1.60 Ancak 1 yıl içinde 20 kilodan fazla aldım, sebebi de hipotiroitmiş. Tedaviyi gördüm, şu anda öyle bir sorunum kalmadı ama geriye bana hediye 21 kilo kaldı. Ne yaptımsa,  ne ettimse,  hangi doktora gittimse bu kiloyu veremedim. 1-2 kilo verip sonra tekrar geri almalar,  yok 1 ayda 4 kilo, yok o fazla,  1 ayda 2 kilo,  her bir doktor ve diyetisyen ayrı bir liste veriyordu. Ve inanın vazgeçmiş durumdaydım. Eski atletim,  yani 100 metre  koşuyordum, eski sporcular, sporu bıraktıklarında kilolu, göbekli olurlar derlerdi gülerdim, çok doğruymuş. Bende aynen öyle oldum. Çok mu yiyorum? Aslında baktığımda fazla da yemiyorum gibi geliyor bana ama sanırım vazgeçmişlik ve kilo verememe umudu beni daha da obur yapıyor.

****İsim: NİLAY  Şehir:  İSTANBUL     Yaş:  26   Boy:  1.60   Kilo: 66  
. Zayıflamak adına aklınıza gelen / gelmeyen her şeyi denedim diyebilirim. Onlarca kez diyetisyenlere gittim, hatta 2şer defa aynılarına bile gittim, sanki bir şey değişecekmiş gibi… Parafinlere gittim (vücudum her defasında ciddi anlamda yansa bile, ve ben 1 gr veremesem bile gittim), binlerce liste denedim, puanlı listeler denedim. Kustum, aç kaldım. Hollywood 24 şişesini denedim, bayılmama ramak kalmıştı. Herbalife denedim. Hatta amerika’da yaşadığım dönemlerde şimdi adını unuttuğum bir yere gitmiştim, haftalık yemekleri veriyorlardı, donmuş yemeklerdi hepsi, liste doğrultusunda her öğün gerekli olanları alıp micro’da ısıtıp yiyordum. Binlerce kitap okudum, bunların arasında AA (alcoholics anonymous – isimsiz alkolikler) benzeri OA (Over-eaters anonymous – isimsiz çok yiyenler) derneğine ait kitaplar bile vardı. Ama işte sizin kitabı okuyana kadar sorunun tamamının hep kendimde olduğunu, ıslah olmaz bir obur ve iradesiz bir zavallı olduğumu düşünüyordum hep. En azından şimdi sorumluluğun büyük bir kısmını sisteme atabileceğimi öğrenmiş bulunmaktayım J Bu bilinç beni biraz rahatlatsa da hala aynalara bakamıyorum işte…

SPOR SALONLARI VE ZAYIFLAMA ALETLERİ:

Elbette,  yukarıda kısaca açıkladığımız sektörler içinde en akla yatkın gibi görüneni bu sektördür. Zaten tüm diğer sektörler içinde, özellikle desteklenen ve belki de onlar sayesinde beslenebilen en iyi yan sektördür. Gıda diyoruz,  bu sektörün de spor öncesi ve sonrası alınan diye kendine has gıda ürünleri vardır. Tekstil diyoruz,  artık spor yapacağımıza, spor salonlarına üye olacağımıza göre, bununla ilgili kıyafetlere de ihtiyacımız olacaktır.  Kozmetik diyoruz, spor yaparken, spordan önce ve sonra kullanılmak üzere, sporla zayıflamaya yönelik, ne kadar çok  krem ve ürün olduğunu muhakkak biliyorsunuzdur.

Zayıflama merkezlerinin muhtemelen büyük olanların hepsinin, yüklü bir aidat ödediğiniz spor salonu vardır. Spor salonu olmayan merkezler ise muhakkak bunlardan birine gitmenizi isterler. Zaten böylelikle 3 kilo verip 5- 10 kilo geri aldığınız o kısırdöngüde yer alan,  vaat ettikleri o  3 kiloyu verdirmek için bu tür spor salonlarının da mutlaka lazım olduğunu bilirler. Kendi sistemleri zayıflatmak için değil, ancak olsa olsa, mevcut kiloyu korumaya yönelik bir düzen olduğu ve kendilerine bile inanmadıkları için spor yaptırarak kalori harcamanızdan destek almak isterler. Ve sonuçta verilecek olan geçici kilolar,  zayıflama merkezinin hüneri değil, sporun sağlık üzerindeki etkisi ve vücut sıkılaşmasından dolayı meydana gelmektedir.

Geçmişte spor sektörü,  sadece salonlarla sınırlı idi. Ama bu sektör de pastadan büyük bir pay almayı hak ettiğini düşünmüş olmalı ki, artık evlerimize yönelik, dekorasyon vazifesi gören, ara sıra bizim ona, onun bize baktığı, evet sadece bakıştığımız ancak ilk birkaç denemeden sonra asla flört etmeyi başaramadığımız dolayısıyla kullanamadığımız çeşit çeşit zayıflama aletleri üreterek, satmaya karar verdiler. Ucuz ya da pahalı, ama herkese bir şeyler aldırabilecek bir pazarlama stratejisiydi bu ve gerçekten de çok başarılı oldular. Açık havada 1 saatlik bir yürüyüşün güzelliğini keşfedememiş veya alışkanlığını kazanamamış günümüz insanını koşu bandında bunu ne kadar kolay yapılabildiğine inandırdılar.

Kişisel olarak insana mutluluk ve motivasyon veren bir hale getirilmemişse hiçbir şeyin, ki buna spor yapmak da dahil,  başarı sağlayabileceğine inanmıyorum ve kimsenin de inanmasını istemiyorum.

Şimdi yeniden mesajlarınız ve paylaşım zamanı…

****İsim: SAİME   Şehir:            Yaş: 36          Boy:  1.68        Kilo: 67  
Öncelikle belirtmek isterim ki internet sitenizde yer alan bilgiler ve aktiviteleriniz beni olağanüstü etkiledi. Çalışmalarınızdan dolayı sizi, yürekten tebrik ederim. Bilgi ve deneyimlerinizi bizlerle cömertçe paylaştığınız için teşekkür ederim. Ben 36 yaşında bir erkek çocuk annesiyim. Kendi kilo problemim bir yana  (1.68 boyunda ve 67 kiloyum) oğlumun kiloları nedeniyle çok ciddi endişeler taşımaktayım. Oğlum 11 yaşında ve 70 kilo. Bugüne kadar onu doktora gitme konusunda ikna edemedim. Haftada 1 gün, 1 saat futbol dışında ciddi bir aktivitesi yok. Açık havada yürüyüş yapmayı reddediyor. Ancak eve yürüyüş bandı almamız halinde kullanacağını söyledi. Buna inanıyorum çünkü dediğini yapar. Sizce yürüyüş bandı kullanması uygun mu? Ama daha genel olarak sizden ricam beni yönlendirmeniz. Ne tür bir yaklaşım sergilemenin daha sağlıklı olacağını inanın bilemiyorum.

****İsim: BURHAN  Şehir: ESKİŞEHİR   Yaş: 19  Boy:  1.82     Kilo: 94 
Merhaba, kendimi kilolu buluyorum ve hayatımdan bezmiş vaziyetteyim. Spor salonuna  gidiyodum geçen ay ama zorla ve hiç zevk almıyordum.  Futbol oynamak istiyorum ama onun için de başka insanlara ihtiyaç var. Kendim yaza kadar ne yiyip, ne içsem,  ne yapsam kurtulurum şu yağlardan.

****İsim: EMEL   Şehir: İSTANBUL      Yaş:  27      Boy:  164    Kilo:  73
Spora yeni başlamış bir insanın spor merkezinde spora başlamasını mantıklı bulmuyorum eğer zayıflamak için gidiyorsa. Çünkü bunu devam ettiremez. Ben kendi açımdan spor merkezlerine yazıldım kaç kere. Ama hiçbirinde de devamını getiremedim. Çünkü beni sıkıyo o kapalı ortamlar. Ve ben zaten kendimle barışık değilken o etrafımda imrendiğim vücutları gördükçe iyice uzaklaşıyorum kendimden.

****İsim: AYŞE  Şehir:  ANKARA        Yaş:   38      Boy: 160      Kilo: 68  
Eski bir sporcu olarak kendimi çok kötü hissediyorum.  Kontrolümü kaybettim sanki ve kilomla başa çıkamıyorum. Eski resimlerime baktıkça içim burkuluyor.  Bu halimi insanlar çok sevimli bulsa da, geçen gün gittiğim bir karate maçında beni tanıyamayan eski bir arkadaşım hayatımı altüst etti.  Kilom beni o kadar değiştirmişti ki, yıllarca beraber spor yaptığım,  o bayan beni tanıyamadı. Çok üzgünüm…

 Çözümün TİBET’de değil yanı başınızda olduğunu bilmek…

İşin en garip yanı ne biliyor musunuz? Senelerdir kendimi bulma yolundaydım, bir arayış içinde. Bu arayış ben Uzakdoğu felsefelerine götürdü, sayısız kitap okudum, hep aklımdaki soru aynıydı: Ben neden böyle garip seçimler yapıyorum, ben neden hayallerimi hep yarım bırakıyorum, ben neden arkadaşlıklarımda bu denli kişiliğimi hiçe sayıp insanları bu denli yüceltiyorum, neden dışarı çıkmayı sevmeme rağmen her hafta sonu geldiğinde mideme kramplar giriyor? İnsanlarda pazartesi sendromu vardır, ben de ise cumartesi sendromu… İstisnasız her cumartesi, bu akşam gene çıkmam gerekecek ve ben gene akşam giyecek hiçbir şey bulamayacağım, gene insanların incecik olacağı ortamlara gireceğim ve gene bunalım olacağım diyerek krizlere Cuma akşamlarından girerim. Hani insanların Pazar akşamlarını kötü geçirmeleri gibi… Ve bunun gibi binlerce soru… Sizin kitabını alınca beni şok eden bir gerçeklikle karşılaştım, ben tüm bu cevapları yanlış kitaplarda arıyormuşum, cevap Tibet’de değil yanı başımdaymış J Çok ciddiyim, benim gibi hisseden insanların varlığı, benim gibi “garip” davranışlarda bulunan insanların varlığı beni tarifsiz rahatlattı.

SEKTÖRE YÖNELİK SON SÖZLERİMİZ…

Biz yukarıdaki tanımlamalarla sektörün sadece göz önünde olan ve hemen hepimizin yaşadığı tecrübelere dayanarak, büyüklüğünü görmeye çalıştık.  Bunun yanı sıra reklamlar, bilinçaltı uygulamaları, kulağının duyamayacağı ama beynin algılayabileceği sinyaller yaymak gibi, mistik yöntemleri de olan tetikleyici bir dolu pazarlama tekniği var. Sonuçta şişmanlık birçok hastalığa davetiye çıkardığından ve sektörü birçok yönden besleyebildiğinden,  en önemli pazarı oluşturmaktadır. Buna aykırı yapılacak her şey dünya pazarını etkileyeceğinden sanırım bu yaklaşımlarım ve çalışmalarımla Galileo‘dan daha fazla tepki çekeceğim. Ama bir yerlerde benim gibi insanlar olmak zorunda, çareler bulmak ve çözümler üretmek zorunda.

Bu nedenle sisteme karşı çıktığım, hızlı zayıflamanın da sağlıklı olabileceği, çözüm odaklı farklı metot ve felsefi yöntemlerini araştırdığım, sonuç aldığım için kimseden özür dileyecek değilim. Ve dürüst ticarette olduğu gibi kandırılarak aynı şeyleri,  onlarca kez almak- satmak yerine, bir kez alabildiğim ve kullanmaktan mutlu olabileceğim hizmetlerin verilmesini istiyorum.

Evet, ben Halil Kargulu olarak; obezite hamurundan yapılmış ekonomi pastasının tamamına karşıyım. Yüce Yaradan bizi,  akıl, şuur ve kalp gibi dinamiklerle ruhen ve bedenen tek bir varlık olarak yaratmıştır. Vücut, akıl ve ruh birbirinin tamamlayıcı parçalarıdır.  Bir bütünü parçalar hale getirmek sadece çözüm yollarını tıkar ve sadece sonuca giden yolun tamamıyla kapanmasına neden olur.

Aslında bu sektörün stratejisi son derece açıktır.

Şişman insan = Mutsuz insan
Mutsuz insan = En iyi tüketici
En iyi tüketici = İradesini kontrol edemeyen birey
İradesini kontrol edemeyen birey= Şişman insan

Bizim de sisteme karşı olan stratejimiz son derece açıktır.

Şişman insan = Bedenen ve ruhen hasta insan.
Bedenen ve ruhen hasta insan = Zayıflatılarak tedavi edilmesi mümkün
insan.
Zayıflatılarak tedavi edilmiş insan = Mutlu insan .
Mutlu insan = İhtiyacından fazlasını tüketmediği için en kötü tüketici)

OMDER/ Obeziteyle Mücadele Derneği
Halil Kargulu