Obezite konusunda Modern tıp; somut verilerle uğraşan bir alan olarak, içinde ruhsal ve zihinsel psikolojik boyut olmadığı ve SON ALINAN GIDALARIN KİMYAMIZA yapay etkisinin sonucu oluşan,  Yine gerçek olmayan yapay hislerin soyut kavramlar olması dolayısı ile ve  Modern Bilimin mevcut anlayışı ile, insanı milyarlarca hücreli bir et-kemik, bir makine gibi ruhsuz bir eşya yığını olarak gördüğü, uzuvlarına da tek tek makinenin aksamı gibi yaklaşan, hastalıkları bütünüyle maddi sebeplere bağlayan, mevcut düzeni ile  mekanik fizik dalı olma intibası veren, insana hiç bir kutsiyeti atfetmeyip, çözümü kendi dışında arayan anlayışı ile, % 90’ı ruhsal, Psikolojik ve yapay hislere  bağlı obezite hastalığında asla gerçekçi çözümler sunamayacaktır

Çünkü; bizim his ve ruh dünyamıza etki eden yönlendirmeler somut değil, Açlık ve Tokluk boyutunda göz zevkimizin, damak tadımızın ve çevremizin yarattığı yapay, yani soyut kavramların yarattığı bir dünyadır…  Dolayısı ile modern tıp günümüzde insanı zayıflatamaz ve her geçen gün tüm dünya daha çok şişmanlayacaktır… Bu kaçınılmaz son bugün ki koşullarda Modern tıp içinde değişmesi mümkün görünmemektedir…

Mevcut modern tıp içinde bize dayatılan KALORİ hesabı gibi kavramlar, sadece somut besin kalorisini  göstermektedir…  daha soyut olan ama yaşamamız için çok daha gerekli besin dışı enerji kaynaklarımızın ve pozitif enerjilerin hayatımıza etkisi, bu hesaplama içinde gösterilemediği sürece, asla mevcut sistemler obeziteye (şişmanlığa) çözüm bulamaz.  (ek2)

Yaşamak için gerekli tüm enerji kaynaklarının, Mevcut koşullarda; dışarıdan ağız yolu ile alınan, sıvı ve katı besine dayalı tüketim alışkanlıklarının oluşturulduğu ve kalori hesabı ile, enerji girdimizi sadece besine bağımlılık yaratacak düzeyde dayatmalar,  değişmez kuralmış gibi gerçek bilimsel veri şeklinde, tek yönlü sunulduğu için, diğer enerji kaynaklarımız hesaplandığında GERÇEK fiziksel ihtiyacımızdan sürekli fazla besin almamıza neden olunduğu için, Sindirim sırasında oluşan kimyasal işlemlerde,  DNA hasarları, hücre ölümleri  ve oksitlenme, kilolu insanlarda çok daha hızlı ve fazla olması dolayısı ile, obez ve daha üstü  aşırı kilolu kişilerin, yaşam süresi mevcut ortalamalardan en az  %30 daha düşüktür.  Bu yaşam sürecinin ve  kalitesinin düşmesinin en temel nedeni, organların çok daha hızlı hasar görerek, ahenk içinde çalışan metabolizmayı etkileyip, sağlıklı organlarında iflasını sağlamasıdır.

Besine dayalı enerji ( kalori) hesaplamasında, bu kaçınılmaz son olarak karşımızdadır.  Ancak besin dışı enerji kaynaklarımızı verimli kullanarak ve besin dışı enerjilerimizin farkına varırsak, o zaman uzun sağlıklı ve kaliteli yaşayabiliriz.

Yani günümüzde dayatıldığı gibi, düşük metabolizma hızına sahip kişilere öcü muamelesi yapılmakta ve metabolizmayı hızlandırmak için (yani daha hızlı ölüme yaklaştırmak için) yapay koşullarla, daha fazla besin girdisi sağlayarak, metabolizmayı farklı bitkisel ve kimyasal desteklerle hızlandırmaya çalışarak, kilo verdirmeyi sağlamak, ancak delilik olmalıdır.  Çünkü bu düşünceler, insanı daha hızlı ölüme götürdü 1930‘lı yıllardan beri yapılan tüm kalori kısıtlama deneylerinde açıkça ortadadır.

Derneğimizin yaptığı bazı araştırmalarda ortaya çıkan gerçekler, GÜNÜMÜZDE bize dayatılan İKİ TEMEL YAKLAŞIMI %100 ÇÖRÜTMEKTEDİR.

1-  Kalori hesabı  baştan sona tek taraflı yapılmakta ve enerji girdisinde, besin dışı etkenleri dikkate almadığı için, kalorili düşünceye sahip kişilerin, Su içsem yarıyor şeklindeki düşüncelerini anlayamamaktadır.  Kalori hesabı, mevcut Modern bilim anlayışlı ile baştan sona yanlış, eksik ve aldatıcıdır. (ek2)

2-   Kilo vermek için metabolizmayı hızlandırmak adına verilen, tüm ek destek, ürün, besin, gıda ve farklı katı ve sıvı içeriklerin, bizleri daha hızlı ölüme yaklaştırdığı çok açık ortada iken, (metabolizmayı yapay koşullarda hızlandırmak, daha hızlı iç organların yıpranması demektir.).Kendince uzmanların sürekli metabolizma hızlandırma tavsiyeleri, baştan sona saçmalık, temeli olmayan ve çözemedikleri konularda suçu metabolizmaya yıkmak için uydurulmuş, gerçeklerden uzak ve hiçbir faydası olmayan, insan ömrünü kısaltan bir yaklaşımdır.

Olması gereken; düşük metabolizma hızını koruyarak,  ancak bu düşük metabolizmaya ihtiyacı kadar besin verirken, ruhsal  tatmin olacak bilinçli ve GELİŞEREK DEĞİŞİM İÇİNDE Kendisini bulan ve hedeflerini, önceliklerini iyi bilen, TIKINMAYI keyif olarak görmeyen, Vücudunu okuyan, anlayan ve her türlü farklılıkları algılayabilen bireyler yetiştirmektir.  Yani koklayarak çalışan bir metabolizmanız varsa, koklayarak  yaşamayı öğretmek yerine, tıka basa tüketim nedeni olan yapay hisleri ve göz zevkini damak tadının tatminsizliğini, ruhumuzun açlığını  metabolizmaya mal ederek, insanların “TIKINMALARINI”, “BESİNLENME”lerine UYGUN kılıf bulma çabası, gerçeklerden uzaktır. Sağlığımıza zarar veren, daha hastalıklı bedenler, daha kalitesiz yaşlılık ve daha çok ruhsal ve psikolojik çöküntü içindeki bireyler yaratmaktan yerine, sistemdeki doğru bildiğimiz tüm dayatmaları deşifre etmek Derneğimizin genel amacıdır.

 

OMDER –Obezite İle Mücadele Derneği
Başkan Halil Kargulu