iStock_000041286074_Large

Türk toplumunda oldukça rastladığımız, temelinde iyi niyetli olan fakat bizlere uzun vadede zararı dokunan, yemek ve tatlı üzerine örf ve adetlerimiz bulunmaktadır. Küçüklüğümüzden itibaren tabağımızda lokma bırakmamız gerektiği öğütlenir ya da bir misafirliğe gittiğimizde önümüze konulanı yemediğimizde etraftaki insanlar tarafından yargılandığımızı hissederiz. Kendi kendimizi baskıladığımız yetmiyormuş gibi bir de en yakınlarımızın bizi baskılamasına maruz kalabiliriz.

Misafirliğe gidiyorsunuz, tabağın tamamını bitirmek zorundasınız yoksa beğenmediğinizi düşünürler. Çok beğendiğinizi göstermek için tarifini alırsınız. Gider gitmez yapacakmışsınız gibi… Misafir gelir, onun tabağına ilaveten ortaya börekten çörekten yine getirirsiniz, beğendiyse alsın diye… ” Allah aşkına ye” dersiniz. Misafir de ” o kadar masraf yapmış, emek vermiş şimdi yemesem ayıp olur, gücenir” diye yemek zorunda kalır. Arkasından hazmetsin diye yaşlı iseler sodayı sevmezler, asitli sarı içeceklerden ikram etmek şarttır. Onu da bir güzel tüketirler. Sonra da tansiyon aletini getirirsiniz, kimin tansiyonu yükselmiş diye sırayla ölçersiniz…  En çok konuşulan konu da ” SEN KİLO ALMIŞSIN, SEN VERMİŞSİN”dir.

ÖRF-ADET ve ALIŞKANLIKLAR adı altındaki dayatmalar, miktar algımızı arttırmaktan başka bir işe yaramıyor. Çok acıkıyoruz, doymuyoruz, yiyoruz, yiyoruz, ruhen ve bedenen rahatsız hasta oluyoruz. Diyetisyenler, doktorlar… Onlar da çözüm olmuyor, kilo veriyoruz-alıyoruz, sonuç yine aynı!

Kendi irademizin yok sayıldığı böyle bir sistemde büyürken ilerleyen zamanlarda bağımlılık geliştirmemiz pek de anormal değildir. Dolayısıyla pek yakın bir gelecekte OBEZ olmaya hazır bir nesil yetişmektedir. En yakın çevreniz olsa dahi bir başkasının teshiri altında kalmadan kendimizi yönetmeyi, ”hayır” demeyi öğrenmeliyiz.

” TATLI YİYELİM, TATLI KONUŞALIM” tabiriyle bilinçaltımıza kodlanan tatlı isteğinin artık farkında mısınız? Ya da ”TABAĞINDA BIRAKMA, ARKANDAN AĞLAR” sözünde,  aslında doymuş olsak da doymamış gibi hissettirildiğimizi görebiliyor muyuz?

OMDER
OBEZİTE İLE MÜCADELE DERNEĞİ  / MAKALELER