Obez Çocuklar Kategorisi:

Obez, kilolu veya kilo psikolojisi yaşayan çocuklar, gençler, hangi hakka hürmetle, hangi anlayışa hizmetle, yalnız başlarına bu konularla baş etmeye bırakılabilir?

Bir önceki genel kategori makalesindeki tüm negatif kategoriler kendi içinde ayrı ayrı değerlendirilirken, yetişkinler; akademisyeni, entelektüeli, siyasi veya iş dünyasında kariyeri ile parlayan bireyleri dâhil, kişilikleri ve imkânları kapsamında kilolu olma hâlini çözemezken, çocuklardan ve henüz daha kişiliği oturmamış gençlerden nasıl İRADELİ davranılması, tek taraflı olarak beklenebilir?

Sistemin yeterince göremediği ve üzerinde istisnasız, asla ödün verilmeden ciddiyetle durulması gereken konu; toplumsal yapımızın temelini oluşturacak çocuklarımızın ve gençlerimizin üzerinden bu çok ağır yükün derhal kaldırılmasıdır!

Çevremizde ne zaman kilolu bir çocuk görecek olursak, bunun müsebbibi olarak birinci derece ailesini, belki de öncelikli olarak da annesini-babasını görmeliyiz. Hemen sonrasında da teyzesini, halasını, yengesini, dedesini, ağabeyini, birinci derece yakınlarını daha sonrasında sınıf öğretmenini, beden eğitim öğretmenini ve yakın çevresini suçlamalıyız!

Henüz çocuk yaşında bir kimse 80-100 kiloları aşıyorsa, bunun sorumlusu çocuklar olamaz!

Daha 17 aylık “Elif Naz” her türlü sağlık taramasında hiçbir hormonel problem olmamasına karşın 27 kg. ile “nefes darlığı!” teşhisi sonucu ÖLÜYORSA, bunu sıradan bir ölüm gibi karşılayamayız. Aynı şekilde “8 Yaşında 100 Kilo!” başlığı ile haber sütunlarına konu olan Taha Soysal, bir elinde ‘Kola’lı içecek, bir elinde bisküvi resimleri ile 100 kg. halinde poz verirken,  “Günde 5 öğün yemek yemeye başladı. Yedikçe de normal kilosunun üzerine çıktı. Kola, bisküvi, çikolata, şeker, dondurma, ballı ekmek en sevdiği yiyecekler. Vermediğimiz zaman kafasını duvarlara vuruyor, kendine zarar veriyor, 3 yaşındaki kardeşini dövüyor.” diyerek haber konusu yapılan Taha’nın, ne derece mevcut düzene bağımlı hale getirildiğini ve Taha, bu duruma gelene kadar ailenin ne kadar sorumlu davrandığını hiçbirimiz bilemeyeceğiz. Taha ile ilgili; 1 yıl sonra, ’’140 kilogram ağırlığındaki 9 yaşındaki obez çocuk hayatını kaybetti!”  başlığını okuduğumuzda bu ölümlerin planlı bir cinayetolduğunu bile hiç birimiz tasvir edemeyeceğiz… 
Hiç yemek yemediğini, ancak aşırı miktarda kola tükettiğini söyleyenailesinin cehaleti ve ”Yemek vermediğimiz zamanlar sinirleniyor, kendini yumruklamaya başlıyordu!’’ diye yapılan açıklamanın talihsizliği ortadadır. Bağımlı hâle getirilmiş çocuğun nasıl kriz geçirdiğini bile göremeyecek, dayatılmış algılar ile aile ve çevresinin cehaletinin dışında, toplumsal cehaletin de bir sonucudur. Bu olay CİNAYETTİR!

Hindistan’da yaşayan 6 yaşındaki kız görenleri şaşırtıyor. Çünkü 6 yaşındaki 92 kiloluk küçük kız için annesinin savunması cinayet planının bir parçası haline gelmiştir. Khatun’un bir haftada 14 kilo pirinç, 8 kilo patates, 8 kilo balık ve 180 muz yediğini söyleyen anne, atıştırma olarak pimi çekilmiş bomba verdiğinin bile farkında olmayarak günlük menüsünü açıklarken, “SIK SIK YE, 3 ANA 3 ARA ÖĞÜN” tavsiyesinin geleceği noktayı adeta beyinlerimize kazıyor.

Sabah 7’de:
20 bisküvi, 12 muz 9.30’da kahvaltı: 2 tabak pirinç ve 5 yumurta Aperatif:  15 bisküvi, 1-2 paket cips ve 10 muz 12’de öğle yemeği: 2 tabak pirinç, 2 tabak acılı patates, 2 omlet ve turşu Aperatif: 10 tatlı, 15 bisküvi, 10 muz, 2 paket cips ile birlikte ara atıştırma olarak tatlı, kek ve diğer kremalı keklerin miktarını bilmediğini belirtiyor.

Nasıl bir cehalet 6 yaşındaki küçük kıza bu İŞKENCEYİ yaptırabilir? “Yiyecek verilmediği zaman Khatun’un ağladığını ve çamur yediğini”söyleyen annesi: “Evde yiyecek kalmadığı zaman komşulardan istiyor.” diyerek “yiyecek verilmediğinde kızının ağladığını” kaydediyor ve aile doktorlarının, bebeklikten bu yana gözlemlediği küçük kızın, kilo alması için hiçbir hormonel sağlık sorununun bulunmaması İŞİN EN HAKİKAT YANI olarak kenarda kalıyor! Küçük kızı nasıl bağımlı hale getirdiklerini bile göremeyen cahil aile, özellikle anne ve birinci derece yakın çevresi, ayrıca UYUŞTURUCU etkili, ama KATKILI BESİN olarak değerlendirilen, besin görünümündeki ‘cinayet silahlarının’ imalatına izin veren SİYASİ İRADE, benzer tüm cinayet planlarından aynı derecede suçludur.

Çocuğun her ağladığında sevgiyle, ilgiyle beslenmesi gerekirken, daha çok bağımlı hale getirecek ‘besin sanılan cinayet silahları’ ile “çocukların beslendiğini” düşünenler; çok yakında bu konuya “tıbbın çare bulamadığı” gibi lanse edildiğinde, hatta biraz da acıyarak, küçük kızın ölüm manşetlerini okuyacağımızı tahmin etmek hiç zor olmayacak.

Evet, tıp cehalete, bilinçli ve kademeli cinayet planlarına tabi ki çare bulamaz. Bu bir bağımlılıktır!

Cehalettir! Ama bu cehalet çocuklara, gençlere yüklenemez!

Bu vesile ile aşağıda, bir cinayet planını daha açıklayarak, hepimizi nasıl büyük bir tehlike beklediğini artık herkes zoraki de olsa görmeli!

“15 Yaşında, 215 Kilo! olan ABD’nin en şişman çocuğu olarak görülen Georgia Davis;

“Bu, uyuşturucu kullanmak gibi bir şey. Tek farkı benim uyuşturucu madde yerine yiyecekleri seçmiş olmam. Doktorlar, benim her an düşüp anında ölebilme ihtimalim olduğunu söylüyorlar”  diyor,  çok yakında “kalbi dayanmadı” veya “nefes yetmezliğinden öldü“ gibi haberlerini okuyacağımızdan hiç kimse kuşku duymasın. Çünkü bu, bir cinayet planını sinsice uygulama şeklidir.  Çocukların bağımlı hale getirilerek, onlara bilinçle ve zorla kriz yaşatmak, zihinlerini ele geçirip, beden kimyalarına hükmetmek, tüketim sektörünün başarısıdır.

Bu kadar derin bağımlılıkları yaşayan çocuklardan kimse İRADE beklemesin!

Obezite için genelde ilk virüsler bebekken vücudumuza alınır. “250 kiloluk bilişim dünyasının dahi çocuğu Tigin öldü.” haberinde 30 yaşında ameliyat masasından kalkamayan Bülent Tigin’in, 6 yaşına kadar zayıf bir çocukken, annesinin kilo aldırmak için peşinden ‘ilaçlarla, tatlı, ballı ekmeklerle’ nasıl koştuğunu ve sonunda ‘kilo almasını başardığını’ bir televizyon programında  “ben o bildiğiniz annelerden değilim” gafleti ile açıkladığında; bunun ne derece bir cehalet olduğunun bile farkında değildi!

 

Annenin düştüğü durum ve cehaleti, Tigin’i belki de sektörün sinsi cinayet planının bir parçası olarak farkında olmadan, “UYUŞTURUCU ETKİLİ ÜRÜNLERLE” besleyerek ve bunlara bağımlı hale getirerek, çocuklukta Tigin’in kaderi çizilmişti…

 

Günümüzde özellikle genç yaşta, uyguladığı herhangi bir yöntem sonucu zayıflamak için ölen gençlerin, ölümüne zayıflama girişimlerinin bilinçaltında toplumsal baskı ve dayatılmış algı, cehalet ve atalet duygusu vardır. “Ucunda ölüm dahi olsa, tabut’a zayıf girerim hayali ile”bilinçli intihar teşebbüsü sonucu zayıflamak için ölen gençler olduğunda, hemen mahkemeye tazminat almak, hak aramak için koşan ebeveynler, acaba o yaşa gelene kadar, yani 30 yasında 250 kg. ve ya 19 yasında 98 kilo veya 35’inde 143 kilo olup, zayıflama kampları veya mide kelepçesi, obezite cerrahisi uygulamaları sonrası ölen gençlerin, bu kilolarda mı dünyaya geldiğini düşünüyorlar?

Ebeveynler kendilerinin hiç mi suçu olmadığını sanıyor? Ölüm silahı farklı olsa da, o sürece iten tüm faktörleri; cehaletleri, ataletleri ve sorumsuzlukları dolayısı ile kendileri hazırlamadılar mı acaba? Belki de bu cinayetlerin, öncelikli suçluları kendileri değillermiş gibi yapmalarının başka sebepleri vardır. Suçu paylaşmak için yanlarına ortak arıyorlardır!

Maalesef ki arşivimiz, benzer şekilde binlerce farklı örnek verecek kadar çok dolu! Dolayısı ile çevremizde OBEZ ÇOCUK gördüğümüzde, ailenin cehaletini ve bağımlılığını da görebiliyoruz.

Her kim ki, obez bir çocuğa sahipse, hem kendi bağımlılıklarını ve cehaletini, hem de çocuğun bağımlılığını, bir kez daha düşünsün lütfen!

Bu yaşananlar, çocukların ailesinin ne kadar cehalet ve bağımlılık içinde, yetersizlik ve donanımsızlık içinde olduğunun kanıtıdır. Bu çocukların sosyal alanı ve eğitim çevresi için de bu geçerlidir. Böyle çocuklarda neyin iradesini aramak mümkündür?

Bu sistemde, ‘çocuk dışında herkes suçludur.’ Tüm bunlara temelde izin veren SİYASİ İRADE ise belki de “katkı maddeli besin terörüne” dur demeyerek “azmettirici” olarak en suçlusudur.

İlk aşamada insiyatifi ancak çocuğun en yakın çevresi üstlenmek zorunda olduğu için, eğitimleri de bu kapsamda ciddi boyutlarda ve doğru içerik ve yöntemlerle üstlenmek üzere siyasi irade, çok bilinçli yaklaşımlar sergilemek zorundadır. 

Obezite öylesine karmaşık, kirli bilgiler ve yoğun yıpratıcı manipülasyonlarla doludur ki; özellikle çocuklar ve duygusal gelişimleri sürecinde de gençler, çok özenle ve yeri geldiğinde ailelerinden, öğretmenlerinden ve en yakın etkileyebilen insan faktöründen yana savunmasız bırakılmamalıdır!

Başta en yakın olan anneler ve aile bireyleri, ardından öğretmenler ve sosyal çevreleri kesinlikle eğitilmelidir! Ama bu eğitimi “kendisi bağımlı olan sistem eğitmenleri veya uzmanları” değil, zihni özgür ve tüm gerçekleri, derinlemesine ve farklı bir algı ve gönül gözü ile görüp farklılığı keşfedebilenler, yürekleri ile üstlenmelidir. Bundan kimse gocunmamalıdır.

Sayın Başbakan sigara ile savaş için ‘Ben 70 milyonun derdi ile dertliyim ama içmiyorum’ diyerek ‘İntiharın özgürlüğü olmazşeklinde muhteşem bir açıklamayla konuya derinlik katabilmiştir. Sayın Başbakan, acaba OBEZİTE’nin nasıl bir bağımlılık-cehalet ve nasıl ‘zihinsel köleleşmiş bedenler üreten bir olgu’ olduğunun farkında mı?

Tam özgür olmayan bu insanların, temelde kimyasal etki ile ‘sigara bağımlılığı’ gibi; ‘zoraki besin bağımlılıkları’ dolayısı ile kendini durduramıyor ve sürekli ‘açlık krizi’ yaşayarak,  besin görünümlü ZEHİR tüketmek zorunda bırakılıyorsa suç kimdedir?   Bu durumu yaşayan kilolu ve obezleri, “düz mantık” ile hafife alarak, ‘iradesizlik’ ile suçlayacak, bu kişilere TEMBEL VE OBUR diyebilmemizi haklı kılacak hangi özgür iradeden bahsedebiliriz?

Obezitede yaşanan zoraki intiharların, daha ötesi cinayetlerin ÖZGÜRLÜĞÜNÜ ne ile açıklayabilirsiniz?

Nasıl ki 18 yaş altında gençlere sigara veya alkolün, bu anlamda tedbir alma niyetiyle satılması yasaklanmışsa; obez, kilolu olma veya kilo psikolojisi yaşayan gençlere, doğru, etkili, anlamlı ve ters tepmeyen destek olabilme yöntemleri, bir destur gibi, direkt ilişkili olması muhtemel yakınlarına, sıkı ve zoraki şekilde, ‘Gelişerek Değişim Modeli‘ kapsamında‘sertifikalandırma yöntemli eğitimler’ verilmesi gerekmektedir. Bu sadece önemli değil, belirleyici olmalıdır!

Daha az hasarlı körpe kişilikleri kazanabilmek için, buradaki eksiklikler yalnızca topluma mal edilebilecek ayıplardır. Kendi siyasal, sosyal, toplumsal ve çoğu zaman da bireysel yetersizliklerimiz ve sorumsuzluklarımız; toplumun en dâhiyane bilim adamları tarafından dahi henüz çözüme ulaştırılamamış obezite sorununu, çocukların ve gencecik insanların sırtlarında, yüreklerinde, zihinlerinde ve duygularında bir yük olarak taşıtma sorumsuzluğuna,  hiçbir birey veya kurum cüret edemez!

Buna kalkışmak cehalet ve geri kalmışlık teyidi ve onayıdır ve bu anlamda; sonraki nesillerin fiziksel, ruhsal e sosyal sağlıklı yaşam haklarının gaspıdır!

ÇÖZÜM: Kabullenme, Aydınlanma Yolunda Beyne Format, Zihinsel Özgürlük, GELİŞEREK DEĞİŞİM.

OMDER
HALİL KARGULU